Uzay Psikolojisi

Ünlü gök bilimci Carl Sagan, Dünya’yı evrensel bir arenada yer alan küçük bir sahneye benzetir. İnsanoğlu binlerce yıldır o sahnededir. Savaşlar, devrimler, barışlar… Pek çok şey yaşanmıştır o sahnede. Ama insan merak eden bir canlıdır ancak gücü de sınırlıdır.  Bu yüzden başlarda sahneden inmeden etrafa bakmaya başlamıştır. Gözlemleri günümüze kıyasla çok basit olsa da yine de gözlemekten geri durmamışlardır. Ancak yıllar geçtikçe, insanlar geliştikçe ve en önemlisi teknoloji geliştikçe insanlar güç kazanmıştır. Öyle ki sahnenin dışına çıkma cesaretini göstermişlerdir. Bu cesaretin ilk örneğini 12 Nisan 1961 yılında Sovyetler Birliği’ne bağlı Astronot Yuri Gagarin’in uzaya yaptığı yolculuk ile görüyoruz. Onunla başlayan bu macera günümüzde her geçen gün hızını arttırarak devam etmektedir. Benim bu yazımda size anlatmak istediğim insanoğlunun zamanla kazandığı bu cesaretin tek başına yetebilirliğine bakıp, bunları gerçekleştirirken duygusal olarak neler yaşadıklarını empati kurarak incelemektir. Gelin hep birlikte sahnenin dışındakilere göz atalım.

‘Uzay çalışmalarının teknolojik yönü hep öne çıkarılmıştır. Yüksek ivmeli bir uçuşla yerçekimsiz bir ortama giden, dar ve kapalı bir araç içinde alışılmadık biçimde yaşamını sürdüren insanın maruz kaldığı bedensel ve ruhsal stresler, naif insanları uzay hekimleri kadar kaygılandırmaz. NASA bile uzay uçuşlarındaki psikolojik-psikiyatrik sorunlara yeterince önem vermediğini itiraf etmiştir [1]. Ancak önem verilmemesi konuya ilgiyi azaltmamalıdır. Neticede uzay aracı insanlar tarafından üretiliyor ve insanlar tarafından uzaya gönderiliyor. Ve bu uzay araçlarının içinde de insanlar var. Görevlerinin zorluklarını ve sorumluklarını bile bir kenara bıraktığımızda astronotların giydiği kıyafetlerin bile klostrofobik bir ortam yarattığını empati kurarak kolayca görebiliriz. Böylelikle bir uzay adamın çok güçlü bir psikolojiye sahip olması kaçınılmazdır. Uzay görevlerinin insan üzerinde hem fizyolojik hem de psikolojik etkileri vardır. Ancak fizyolojinin ve psikolojinin birbirini etkilediğini bildiğimizden dengeyi sağlamak zorundayız. Fizyolojik etkiler genellikle yer çekimsizlikten kaynaklanır. Öyle ki insanın dünyadaki kan ve sıvıları bile yer değiştirir. Günlük yaşamda yapılan pek çok şey artık bir uzay adamı için çok farklıdır.

Uzay Psikolojisi

Uzay istasyonun bir astronot uyurken [7]

Banyo yapmak için sünger, uyumak için kemerlerle bedeni sabitleme, tuvalet için vakumlu hortumların kullanılması. Kendinizi 1 dakikalığına onların yerine koyun ve ne hissedeceğinizi düşünün. Temel ihtiyaçları bile bu koşullar altında karşılamak o daracık kapsül içinde yaşamakla birleştiğinde ne kadar da zor. Bunlar yetmezmiş gibi görev tamamlandıktan sonra da sorunlar devam eder. Görsel bozukluklar, psikomotor bozukluklar, maruz kalınan radyasyon kişiyi fizyolojik olarak etkiler. Bunların yanında yaşanan uyum sorunları, agresiflik, panik atak, kaygı, depresyon gibi rahatsızlıklar da uzay adamlarında gözlenen rahatsızlıkların başında gelmektedir. Özellikle uzun görevlerde bu tip rahatsızlıklar artma eğilimi göstermektedir. Ancak bir uzay adamı aldığı eğitimlerle tüm bunlara hazırlanır. Daha doğrusu hazırlanmaya çalışılır. Çünkü verilen eğitimler gerçeğe hazırlamadır ve bunun sonucunu da yaşadıktan sonra görebiliriz. Bazen işler hesaptaki gibi olmaz. Verilen eğitimler, insan olduğumuz için, her zaman aynı sonucu vermez. Sonuçları görmek için yaşanılması gerekir.

Uzay istasyonunda bir astronot duş alırken [8]

Psikolojinin planlanmış uzay görevlerine etkisini gelin birlikte inceleyelim. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan ‘Skylab’de görevin 45.gününde mürettebat oturma eylemi yaparak planlanmış görevleri reddetti. Rusların en az 3 uzay uçuşunu sadece kozmonotların psikolojik sorunları yüzünden erteledikleri, bazı uçuşların da kozmonotların belirsiz yakınmaları yüzünden yarıda kesildiği rapor edildi [1]. Bu örneklerden gördüğümüz gibi her şey ayarlanmış olsa da bunun sonucunu insan belirlemekte. Bu kadar yoğun strese maruz kalan uzayda çalışan bilim insanlarının haliyle psikolojik olarak desteklenmeleri gerekmektedir. Aksi halde kendi başlarına bu sorunları çözmeleri çok zordur.

“NASA Tarih Serisi (The NASA History Series) kitaplarını incelediğimizde 2011 basımı Psychology of Space Exploration kitabı, NASA’ nın keşifler sırasındaki astronotların psikolojik dayanıklıklarını incelediğini görüyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken uzay denildiğinde aklımıza gelen sonsuzluk, karanlık, yıldızlar ve gezegenlerden sıyrılıp ilginin tekrar insana çevrilmesidir. Çünkü her ne keşfedilirse keşfedilsin hala evrende en karmaşık şey insandır. Son yıllarda insan ve uzayın ilişkisiyle ilgili pek çok film yapılmıştır. Aklıma hemen Alfonso Cuarón’un yönetmenliğini üstlendiği, 2013 yapımı Gravity filmi geliyor. Filmde bir tıp mühendisi olan Dr. Ryan Stone’un görev sırasında yaşanan korkunç bir kazadan en ilkel ve baskılanması en zor olan korku duygusunu baskılayıp çözüm üretmesini görüyoruz. O sonsuzluğun içinde sadece çözüm aramak yoktu. İnsanın kendi varoluşununu sorgulamasını da gördük. İzlemeyenleriniz varsa şiddetle tavsiye ederim.

Yapay zeka çalışmalarının yoğun olduğu bu günlerde belki de çok kısa bir süre sonra insanın duygusal yapısından kaynaklı hatalar tarihe karışacak. Peki insanlık bu makineleri evirirken yıllardır süren uzay macerasında kendi psikolojisini evirmemiş midir? İşte sormamız gereken asıl soru bu.

[1]Çetingüç, M. (2016). Havacılık ve Uzay Psikolojisi. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
[2]Ball, R.S. (1895). Great Astronomers: William Parsons. ( A. Eliuz, Çev.). İstanbul: Maya Kitap.
[3]Sagan, C. (1994). Pale Blue Dot: A Vision Of The Human Future İn Space. New York: Random House.
[4]Websitesi: http://www.hvtd.org/
[5]Websitesi: https://en.wikipedia.org/wiki/Yuri_Gagarin
[6]Kapak fotoğrafı: https://medium.com/invisible-illness/keeping-astronauts-sane-40952750e4c
[7]Görsel telif hakkı: https://www.asc-csa.gc.ca/eng/astronauts/living-in-space/sleeping-in-space.asp
[8]Görsel telif hakkı: https://wonderfulengineering.com/astronaut-international-space-station-life/

Düşünceleriniz Nedir?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir